Menu

TOPLUM VİCDANININ KANAYAN YARASI;POLİTİK YOZLAŞMA

Tarihi :28 Şubat 2017 Salı Saat 16:33

Bugün ki yazımızda seçimle iş başına gelen siyasilerin politik ve toplumsal yozlaşmaya nasıl zemin hazırladığı hakkında bazı tespitleri siz kıymetli okurlarımızla paylaşma gereği duydum..

Bilindiği üzere Anayasa literatüründe milletvekilleri görevlerine başlarken yemin ederler yeminlerine uygun davranmaları, hem hukuken hemde vicdanen  sistemin ve toplumun beklentisi arasındadır. Politik mekanizma içerisinde yer alan politikacılar ve  bürokratlar bulundukları oluşum içerisinde baskı ve çıkar gruplarına kişisel çıkar sağlamak amacıyla toplumun mevcut hukuki, dini, ahlaki ve kültürel normlarını ihlal eden davranış ve eylemlerde bulunabilirler. Siyaset bilimi içerisinde ayrıca ele aldığımız bu etik dışı anlayışa ‘’Politik yozlaşma’’ diyoruz.

Toplumun farklı kesimlerinin siyasi alanda kendini özgürce ifade edememesi, siyasetin dar bir kesimin elinde kalarak kişisel çıkarlara alet edilmesi sıralayacak olursak;Rüşvet, zimmet, siyasal kayırmacılık, adam kayırmacılığı, hizmet kayırmacılığı ve satın alma (lobicilik), rant kollama, kamu sırlarını sızdırma ve politik dalavere, kendine özel ve yakın şahısların ticari faliyetlerinde kuryeciliği üstlenme gibi kamu vicdanın asla izin veremiyeceği sıkıntılı durumlar maalesef toplumsal yozlaşmaya giden yolun ilk basamaklarını oluşturmaktadır. Bir ülkede ki veya bölgede ki siyasal yozlaşma; Halkın politikacılara olan güvensizliğine, değer yargılarının yanı sıra samimiyet duygularının da azalmasına neden olabilmektedir.

 

Siyaseti yalnız ve yalnız kendi azınlık kitlesiyle dar bir mecrada yürüten ve sadece o azınlık grubun işlerini yürüten, tabiri caiz ise at gözlüğü takmış, diğer seçmenlere sırtını dönmüş, başarısız politikacılar ve bürokratların; tutarsız ve egoist eylemleri sebebiyle gelinen ve bu aşamada toplumca etik bağlamda hoş karşılanmayan ahval durum, dünyanın neresinde olursa olsun pek çok toplumda sosyal çözülme tehlikelerini beraberinde getirmekle, milletin değer yargılarınada büyük ölçüde zarar verme işlevinden öteye gidememiştir.

Demem o dur ki; Bir siyaset erbabı için politikayı ticari amaçlara bir vasıta olarak görmek, amaca ve gayeye ulaşmak için her yolu mübah saymak, devlet makamlarını rant sağlama mekanı olarak görmek, yönetimde ve siyaset arenasında kabiliyetsiz olsada itaatkar olan şahısları öne çıkarmak gibi siyaseti yozlaştıma girişimleri; özellikle az gelişmiş ülkelerde görülen ahlaki açıdan yaşamımızda kaçınılmaz büyük tahribatlara yol açmakta; Sosyal çözülme tehlikelerinin artmasına da zemin hazırlamaktadır. Bunların yanı sıra öteden beri gelen ırkçılık, mezhepçilik, bölgecilik gibi farklılıklar, politik yozlaşmanın getirdiği olumsuzlukları yüksek oranda tahrik etmekle beraber, bu durum siyaset ve bürokrasi etiğinde yozlaşma sorunlarını beraberinde getirecek, Milli birlik ve bütünlük olgularının teminini zorlaştırmaktan öteye götüremeyecektir.

Toplumun başta maneviyatı olmak üzere, milli terbiye ve erdemliğini öne çıkaran, liyakate, eğitime , adalete, eşitliğe önem veren idare ve hizmet anlayışı toplumlarda siyasi içtimai yozlaşmaya karşı alınması gereken önlemlerin başında gelmektedir. Aşırı bireyciliği ve pragmatizmi öne çıkaran ferdiyetçi yaklaşımlar yerine idealizmin ve liyakatin öne çıkarılması toplumda barış ve eşitlik ortamının tesisiyle sağlanacaktır ve siyasi huzurun göstergesi sayılan devlet-millet kaynaşması bu durumlardan olumlu şekilde nemalanacak, müspet şekilde etkilenecek ve sonuçta bir bütün olarak gerçek siyaset ve hizmet anlayışını ortaya koyacaktır.

Neden erdemlilik ve liyakat önemli sorusuna cevabende toplumun arzu ve beyanlarını sıralayacak olursak ;Dinamik ve güzel fikirlerini topluma anlatabilen, gerçekten halkın beğenisini alacak yeni planlamaların yapılması için uğraş veren, bölgenin ve şehrin eşsiz dinamikleri  olan Stk’lar, sivil veya resmi kurum ve kuruluşlar, üniversiteler, yerel basın ve dernek kadrolarıyla istişare edebilen, şehrin menfaati için kamuoyu takdirinde her türlü adımları ve hizmetleri bölgeye tahsis etmede dik durabilen ve bunun için yoğun emekler ve çabalar sarf edebilen, ben değil biz diyebilen, toplumu kucaklayan,  millete en iyi hizmeti nasıl götürebiliriz diye gece gündüz sancılı, vakur ve bir o kadar da heyecanlı ve azimli, dürüst, ilkeli,erdemli  sorumluluğunun bilincinde, kendisiyle ve toplumla barışık,yalnızca halkına hizmet etmeyi kendisine destur edinmiş,  toplumun siyasal ve partisel sempatizanlığını gözetmeden hümanist bir yaklaşımla toplumu kitleleri ayrıştırmadan 7/24 halkın sorunlarıyla ilgilenebilen, hangi din-ırk-mezhep’ten olursa olsun olayın hizmet tarafında durabilen, samimiyet ve içtenliğe sahip siyasilere ve bürokratlara ihtiyacı olması kaçınılmazdır. Sözlerime son verirken son olarak özellikle belirtmek isterim ki;Aksi bir durumda halk; siyasette doğru ve faydacı hizmet yaklaşımlarını sergilemekten kaçınan egoist kişilere,  yozlaşmanın önününü açtıranlara, özellikle siyaset mekanizmasını  tıkayanlara ve işletemeyenlere karşı alternatif çözüm olarak siyasetçi arayışına girmesine neden olabilmektedir ve  bu gelişmiş toplumlarda kaçınılmaz bir gerçeklik taşımaktadır..


Sosyal Medya'da Paylaş

Popüler Makaleler

İSTİYORUZ...
11 Mart 2017 Mustafa DÜZENLİ
KAPATIYORUZ..
21 Haziran 2017 Mustafa DÜZENLİ
Bana Masal Anlat… İçinde Osmaniye olsun
11 Mayıs 2016 Mustafa DÜZENLİ
12 MART MUHTIRASI VE İŞKENCELER
15 Mart 2016 Gürcan Onat
KİŞİOĞLU PASAJI
18 Şubat 2016 Mustafa DÜZENLİ
Hukuk ve gözyaşı...
05 Ekim 2016 Mustafa DÜZENLİ
YİNE O KADININ YÜREĞİ YANIYOR
22 Mart 2016 Gurbet Arslanlı
ÇOR ÇOCUKTAN BAŞKAN OLUR MU?
07 Kasım 2017 Mustafa DÜZENLİ
VATANI SATTI...
11 Mayıs 2016 Mustafa DÜZENLİ
BAŞKA IRMAKLAR ÖLMESİN
27 Ekim 2016 Gurbet Arslanlı
BAŞKA SARİYE'LER ÖLMESİN
20 Haziran 2017 Mustafa DÜZENLİ
ZORDUR GAZETECİ OLMAK!
06 Haziran 2016 Mustafa DÜZENLİ
FARUK ÖZDEMİR
14 Eylül 2017 Mustafa DÜZENLİ



2014 © Tüm hakları saklıdır.

İletişim


Alibeyli Mahallesi Güntürkün İş Merkezi K:4 D:407 Osmaniye

mustafaduzenli@gmail.com