Menu

Esaretimizi mutluluk sanıyoruz.

Tarihi :04 Kasım 2017 Cumartesi Saat 15:35

Okullara misafir öğretmen ya da konuşmacı olarak gittiğimde özellikle ortaokul öğrencilerine sorduğum sorulardan biri de "Büyüyünce ne olacaksın?" bu zamana kadar kebapçı, aşçı, güvenlik görevlisi, komi, işçi, boyacı, inşaat bekçisi, uzman erbaş, şöför vb işçi sınıfının temel üretken dinamiklerinden bir cevapla karşılaşmadım. Her defasında öğrencilere "iyi ama burada verdiğiniz doktor, öğretmen, subay,mühendis, savcı, avukat vb. cevaplardan birine sahip olamayacağınızı düşündünüz mü?" diye sordum..

"Düşündüm" cevabını hiç duymadım.
Sistemin kast içerisinde dayattığı üstün meslek anlayışı daha çok çalışmamızı ve daha çok satın alıp mutlu olmamızı bizlere dayattığını, bunun için yaşamın bir çok renginden geri kalacağımızı elbette onlara anlatamazdım ve her defasında onlara "çok çalışırsanız neden olmasın" diye sistemin emrettiği cümleleri söylemek zorunda kaldım.
İşte bu yüzden;
Oğlumu ortaokuldan sonra okutmama kararım devam ediyor. Çünkü sistemin ona dayattığı hiç bir şey olmasını istemiyorum. Az parası olsun, az tüketsin, az gezsin ama çok mutlu olsun. İyi bir kebabpçı, animatör, aşçı olsun. Ama iyi bir insan olsun..
Biz mi? Sistem bizi hapsettikçe , 5cmx9cm ebadındaki plastik dijital banka kartlarına köleliğimiz arttıkça, üretimi tüketime tercih ettikçe daha çok köleleşip, sırf "rahatlık tuzağı" ndan uzaklaşmamanın verdiği korkuyla, her gün biraz daha kendimizi hapsediyoruz.

Televizyon dizileri, internet oyunları, saçma sapan marka tutkusu, gösteriş budalalağımız, içimizden çıkan tüketim çığlıkları vs.. İşte rahatlık tuzağı bütün bu duyuları susturup biraz daha hapsedilmemizi sağlıyor.
Hepsi bu. Sistem esir ediyor, esir olduğumuz sisteme önce isyan, sonra köle oluyor sonrada bundan zevk alıyoruz.
Zeka kapasitesi sizin 1/10 una sahip bir patronun cinsel sorunlardan kaynaklı olduğundan şüphe duymadığım eziyetlerine "peki efendim" diyerek içimizde "senin ta kmdshfdfhsdjh " cümlesini bastırıp eyleme dönüşmesini engelliyoruz. Korkuyoruz. Sistemin bize dayattıklarından korkuyoruz. Esir olduğumuz plastik 45 cm2 lik dijital banka kartının elimizden alınmasından korkuyoruz..

Uzun lafın kısası.. Son cümle ye kadar "Nasıl bilirdiniz" İyi bilirdik. Öldü. Herkes gibi. Sisteme hizmet edip, görevini tamamladı.. Ömrünü çevirdiği pedalın ürettiği enerjinin ona sağladığı saçma sapan kast sistemine adayarak; göçtü gitti..

Ez cümle; Devam.. Patinaj çektiğimiz hayatta daha fazla esir olmak için "rahatlık tuzağı"ndan vazgeçmemek adına;
Sistem esir ediyor, esaretimizi mutluluk sanıyoruz.Hepsi bu...

Mustafa Düzenli / Yeni Adımlar


Sosyal Medya'da Paylaş

Popüler Makaleler

İSTİYORUZ...
11 Mart 2017 Mustafa DÜZENLİ
KAPATIYORUZ..
21 Haziran 2017 Mustafa DÜZENLİ
Bana Masal Anlat… İçinde Osmaniye olsun
11 Mayıs 2016 Mustafa DÜZENLİ
12 MART MUHTIRASI VE İŞKENCELER
15 Mart 2016 Gürcan Onat
KİŞİOĞLU PASAJI
18 Şubat 2016 Mustafa DÜZENLİ
Hukuk ve gözyaşı...
05 Ekim 2016 Mustafa DÜZENLİ
YİNE O KADININ YÜREĞİ YANIYOR
22 Mart 2016 Gurbet Arslanlı
ÇOR ÇOCUKTAN BAŞKAN OLUR MU?
07 Kasım 2017 Mustafa DÜZENLİ
VATANI SATTI...
11 Mayıs 2016 Mustafa DÜZENLİ
BAŞKA IRMAKLAR ÖLMESİN
27 Ekim 2016 Gurbet Arslanlı
BAŞKA SARİYE'LER ÖLMESİN
20 Haziran 2017 Mustafa DÜZENLİ
ZORDUR GAZETECİ OLMAK!
06 Haziran 2016 Mustafa DÜZENLİ
FARUK ÖZDEMİR
14 Eylül 2017 Mustafa DÜZENLİ



2014 © Tüm hakları saklıdır.

İletişim


Alibeyli Mahallesi Güntürkün İş Merkezi K:4 D:407 Osmaniye

mustafaduzenli@gmail.com